Bugün:
Ana Sayfa || E-Mail
HOŞGELDİN ZİYARETÇİ

« Önceki |

25/1/2007

BİLMEDİKLERİM

Harun-er Reşit dönemi, o zamanki temyiz mahkemesi başkanlığına Hz.Ebu Hanefi nin en gözde talebesi olan imam Yusuf getirilmiştir.Bir gün imam yusuf un karşısına bir adam gelir ve ona bir konu hakkında sorular sormaya başlar.
İmam Yusuf adamı dinledikten sonra sadece ;
-Bilmiyorum, der.
bu cevaba sinirlenen adam başlar ileri geri konuşmaya;
-Sen nasıl bir adamsın,hem bu makamı işgal ediyorsun,hem devlet hazinesinden bu kadar maaş alıyorsun , der demez
İmam Yusuf ;
-Bir dakika, der adama, ben bildiklerim için maaş alıyorum, eğer bilmediklerim için maaş ödemeye kalksalardı bu devletin hazinesi yetmezdi....

Bir o zihniyeti düşünün, bir de bizim gibi her şeyi bildiğini iddia eden ve haketmediği halde alamadıklarından yakınanları,,




15/12/2006

ayrılık ömür törpüsüymüş

ayrılıklara ömür törpüsü diyenler ne kadar haklıymış..kaybettiğinin değerini ancak o zaman anlıyorsun..
çevrene ördüğün surların bir esintiyle nasıl yıkıldığını  görüyorsun işte o zaman , kanın çekiliyor şakakların şişiyor sanki patlayacakmış gibi,bir hıçkırıklar dizisi geliyor takılıyor boğazına,düşünceler yalnız bir noktada odaklanıyor,nasıl nasıl nasıl....sorular hep aynı,cevapsız  kalıyor ne kadar uğraşsan,ayrılık ömür törpüsü diyenler ne kadar haklıymış anlıyorsun...
nedenler niçinler sanki hep sorulmuş ta yıkılmaz gibi duran koskoca bedenler çöküyor değişiyor kendini kaybediyor bir mecnun gibi kalıyor insan,,

bir hikaye anlatayım size gerçek yaşanmış olan:
orta yaşın üstünde bir çift, kadın kolesterol ve şeker hastalığına yakalanacak eğer yediklerine dikkat etmezse,, adam karısını çok seven ama bir o kadar da titiz,,karısının bu hastalıklara yakalanacağını yaptırdığı bir cheakup  sonrası öğrenince daha bir dikkat kesiliyor yediklerine,gözü hep karısında fark ettirmemeye çalışıyor ama kadın uyanık görüyor kocasının ne yapmaya çalıştığını,
bunların yeni evlenen kızları kocasıyla beraber Almanya ya gidince üstelik kızcağız biraz rahatsız ve iki aylık hamile olmasına rağmen kolayca hastalanması sebebiyle annesi daha fazla düşünür olmuş kızını,burada kal ben bakayım sana bir kaç ay deyince kız razı olmuyor ben kocamı yalnız bırakamam diyerek gidiyor, bu  üzüntü ve kızından ayrılmak o kadar zorluyor ki kadını artık kendini yemeğe veriyor,ama yavan ekmek yiyor her nedense kocasından saklayarak,biliyor ki kızacak kocası ekmek yemesine hastalanmasını istemediği için,koca şunu anlayamıyor kadın üzüntüsünü yemek yiyerek atmaya çalışıyor,pekala doğru mu yaptığı hayı değil tabii ki..
kocası bunu farkediyor demiştim ya onu gözlüyor gizli gizli ve orada film kopuyor,adam bağırarak ne yapıyorsun sen allah cezanı versin,zıkkım ye diyerek aslında hiç bir zaman kırmadığı karısına bağırıyor,kadın bu lafları duyunca öyle bir kırılıyor ki ertesi gün kalkıyor gelinine gidiyor ve bir haftadır eve gelmiyor,
adam iki kere yanına gidip eve gelmesini söylüyor,yalnız kaldıkları zaman ben senden özür dilerim ama burada değil eve geldiğinde diyor,adamın burada yaptığı bir açıdan mantıklı gibi görünse de söylediği sert sözler sebebiyle kadın eve gelmiyor, oğlu adamı çağırıyor gel baba diyerek, fakat adamın korkusu yarın gelinlerim de aynısını oğullarıma yapmaya kalkarlar en ufak bir şeyde kalkıp annesinin evine giderler diyerek karısına olan kızgınlığı daha da artıyor..
ama ben yakından tanıdığım bu çiftin birbirlerine nasıl bağlı olduklarını bildiğim halde elimden bir şey gelmiyor fakat bu ayrılığın adamı nasıl yıprattığını görüyorum ve daha bir üzülüyorum,bir ayrılığın nasıl ömür törpüsü olduğunu görüyorum bire bir şahit olarak,
şimdi sizce burada haklı olan var mı? veya haksız olan ???




12/11/2006

yalnız gel

bir akşam üstü gel ansızın
kan kızıllığında iken ufuk
yanında bir şey istemem yalnız sen
istersen bir avuç da hatıra getir
sağda solda kalmış bir kaç resim
seçtiğimiz yıldızları al yanına
yitirdiğimiz baharların çiçeklerini
altında dolaştığımız yağmurları
saçlarımızı yalayan rüzgarları
bir de içimizi ısıtan güneşi
başka birşey alma yanına
akşamların gizemini
gecelerin serinliğini
günlerin debdebesini
bırak geldiğin yerde kalsınlar
bana yalnız gel bir akşam üzeri
açan çiçek kokularıyla